GÖREVE İADE İÇİN AÇTIĞIM DAVADA SON BEYANIM


DANIŞTAY 5. (BEŞİNCİ) DAİRE BAŞKANLIĞI’NA
Gönderilmek Üzere
AKSARAY İDARE MAHKEMESİ’NE
DOSYA NO: 2017/12119
Konu:  Danıştay savcılığının mütalaası ve 06/09/2020 tarihli daire ara kararına karşı beyanlarımız hakkındadır.
AÇIKLAMALAR.
Öncelikle şunu belirtmem gerekir ki,  ihraç edildiğim tarihte dahi, benim FETÖ yapılanmasına karşı mücadele eden, ender hakim savcılardan biri olduğum, yargı camiasınca yakınen bilinmekte idi. Bu hususu, ihraç edildiğim gün, şuan Olağanüstü hal işlemleri inceleme komisyonunda görevli olan, savcı Akif Taşdemir, pek çok hakim savcı ve bakanlık bürokratının bulunduğu, hakim savcı Watsapp grubunda, “Daha kimse Fetullah Gülen’e Fetullah bile diyemezken, Orhan bunların İsrail’e Amerika’ya çalıştığını söylüyordu” diyerek ifade etmiştir. Buna ilişkin yazışma görüntüleri dosyada mevcuttur. Akif’in bugün de fikri değişmiş değildir. Hatta “görüşelim” de demektedir. Bunun gibi, Hakimler ve Savcılar Kurulu’na, Fetö ye karşı mücadele ettiğimi, açık ve net şekilde ortaya koyan, kimsenin sunamayacağı kadar delil sundum. Zaten onlarda benim Fetö ile verdiğim mücadeleyi gayet iyi bilmektedir. Adalet bakanlığı bakan yardımcısı olduğu dönemde, telefonla görüştüğüm sayın Selahaddin Menteş, ihracım için “keşke olmasaydı, bizde üzüldük, sizi zaten herkes tanıyor, biraz sabredin, iade konusunda Danıştay karar verecek” demiştir.
Bylock yazışmalarında, Fetö yapılanmasına muhalif olduğu, dikkatli olunması gerektiği, örgüt mensuplarınca konuşulan ve bu yazışmalara istinaden, hakkında takipsizlik kararı verilen bir meslektaşımız, Hakimler Savcılar Kuruluna gittiğinde, bir kurul üyesi tarafından “dosya artık bizden çıktı, biz iade edemeyiz, iade konusunda Danıştay karar verecek, Danıştay bu yazışmaları dikkate alır” denilmiştir. Bu meslektaşımız da, bu konuşmanın üzerinden iki yıl geçmesine rağmen hala iade edilmemiştir. İşin daha vahim tarafı, kurul, çözülen bylock yazışmalarını, hatalarımız bylock yazışmaları ile ortaya çıkar diye mahkemelere göndermemektedir. Bahsettiğim meslektaşımız hakkındaki yazışma, ilk zamanlar gönderilmiş yazışmadır. Daha sonraki süreçte bunun da tedbiri, yazışmaların sadece Hakimler ve Savcılar Kurulu’na gönderilmesinin sağlanması ile alınmıştır.
                Ben sayın Selahaddin Menteş’e, kurulun neden resen iade etmediğini de sordum. Bana, buna KHK’nın izin vermediğini söyledi. Yani ihraç kararının hatalı olduğunu anlasalar dahi, iade etmemektedirler. Ki benim ihraç kararımın hatalı olduğunu, sayın Selahaddin Menteş “keşke olmasaydı” diyerek ifade etmiştir.
                Yani Hakimler ve Savcılar Kurulu, kararlarını, hukuk ve adalet kaygısı ile değil, itibar kaygısı ile, hata yapıldı denilmesin düşüncesini, her şeyin önünde tutarak vermektedir. Bu düşüncenin somut yansıması olarak, benim, fetö ile mücadele eden ender hakim savcılardan biri olmam ve buna rağmen ihraç edilmem sebebiyle, Hakimler ve Savcılar Kurulu, Orhan Tuğrul’un mücadele ettiği fetöcüleri değil, fetö ile mücadele eden Orhan Tuğrul’u ihraç etti denilmesin, yapılan hatalara bir meşruiyet zemini olsun, Orhan Tuğrul’unda yanlışları varmış denilsin diye, beraat etmiş olmama ve bu beraat kararı istinaf mahkemesince onanmasına rağmen, haklı olduğum izahtan vareste olan, her biri hukukçuluğun, fedakarlığın, cesaretin, vatanperverliğin, örneği olan karar ve uygulamalarda, absürt ve uydurma gerekçelerle, tarafıma disiplin cezası verilmekte, dava açılmakta, şahsım itibarsızlaştırılmaya çalışılmakta, bu şekilde suç uydurma ve iftira girişimlerinde bulunmaktadır.
Gerek Danıştay savcılığının mütalaası, gerek aleyhime, HSK tarafından sunulan deliller, yukarıda anlattığım düşüncenin eseridir. Yargı erkinin tepesindeki kurum böyle çalışırsa, nasıl adalet beklenebilir. Eğer adil karar verilmek ve adalet tesis edilmek isteniyorsa, bir dakika bile beklenilmeksizin, bahane üretilmeksizin, Sayın Selahaddin Menteş gibi “keşke olmasaydı” denilerek ihraç kararımın kaldırılmasına ve mesleğe iademe karar verilmelidir. Bu Fetö ile mücadelenin de temel gereğidir. 10.08.2020.                                                                                                                                                                                                                                                   Orhan TUĞRUL

EKİ:
Dosya masrafının tamamlandığına dair dekont.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MARDİN 5. AĞIR CEZA MAHKEMESİ'NE

MİDYAT CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'NA

HAK, HAKSIZLIĞA BOYUN EĞMEK ZORUNDA DEĞİLDİR.